üye girişi



Banner

NURLU ŞEHİR MEDİNE-İ MÜNEVVERE PDF Yazdır e-Posta
Yönetici tarafından yazıldı   
Pazartesi, 12 Ocak 2009 22:38
NURLU ŞEHİR
MEDİNE-İ MÜNEVVERE

 

 

 

إِنَّ اْلإِيمَانَ لَيَأْرِزُ إِلىَ الْمَدِينَةِ، كَمَا تَأْرِزُ الْحَيَّةُ إِلىَ جُحْرِهَا.

 

 

Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki: “(İman, Medine’ye akar). Yılanın deliğine süzülerek girmesi gibi, iman Medine’ye süzülür.”[2]

Medine-i MünevvereMedine, gönlümüzde taht kuran şehir.. Medine, Allah Rasûlü'nü misafir eden, bağrına basan şehir.. Medine, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve-sellem’in makamı.. Medine İslam Medeniyetini kuran şehir. Medine, buram buram tarih ve irfan kokan şehir.. Medine, Allah Rasûlü tarafından Harem (mübarek, mukaddes, muhterem belde) olarak ilan edilen şehirdir. Efendimiz (s.a.v)’in Medine’ye hicreti, tarihin en kutlu yolculuğudur. Hicret, yeni yepyeni bir dönemin başlangıcıdır. Hicret, tarihte yeni bir çağın açılmasıdır. Hicret, yeni bir devletin doğuş müjdesidir. Peygamberimiz (s.a.v)’in gelişiyle veba, taun, kolera gibi bulaşıcı hastalıkların yuvası olan Yesrib gitmiş; onun yerine şifa, huzur, bereket ve saadet beldesi el-Medinetü’l-Münevvere (nurlu şehir) gelmişti. Peygamberimiz (s.a.v) Medine’ye geldiğinde Medine için şu duayı yapmıştı: “Allahım!.. Medine’ye; Mekke’ye verdiğin bereketin iki katını ihsan eyle”.[3]

 

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) ’in Medine dönemi, İslam Davetinin ikinci merhalesidir... Mekke iman ve davet dönemi.. Medine ise amel ve cihad dönemidir. Medine dönemi, imanın topluma yansıma merhalesidir. Medine dönemi, İslam’ın hayatı yeniden dizayn ettiği, hayata yeni bir anlam yüklediği dönemdir. Medine dönemi insanlığa medeniyet dersi verilen dönemdir.Medine artık Rasulullah şehri olacak, Sabah-akşam nâzil olan âyetlerle bu âyetlerin canlı yorumu olan hadis-i şerifler Medine’de yankılanacak, ilim, medeniyet, adalet ve hürriyet beldesi Medine’de ilk İslam Devleti kurulacaktır. Medine SevgisiMedine sevgisi, Allah Rasûlü’nün sevgisinden kaynaklanır. Yesrib O’nunla Medine oldu. Allah Rasûlü O’na Tâbe (Hoş ve güzel şehir) ismini verdi.[4]

Taun hastalığının ve Deccal’in Medine’ye giremeyeceği,[5] Medine halkına kötülük etmek isteyenlerin tuzun suda erdiği gibi eriyeceği müjdesini verdi.[6]Allah Rasûlü’nün sevdiği her şeyi sevmek, O’nun buğz ettiği her şeye buğz etmek imanın gereği olduğuna göre Medine’yi sevmek de imanın ve O’na olan sevginin gereğidir. Medine sevgisi, imandan kaynaklanır. İmanlı gönüller Medine’ye akar. İman Medine’de coşar. Yılanın deliğine süzüldüğü gibi iman ehli süzülerek Medine’ye gelir. Aradıkları huzur ve sükûneti, aradıkları huzur ve saadeti Medine’de bulurlar: “Yılanın deliğine süzülerek girmesi gibi; iman Medine’ye süzülür”.[7]

 

 

Efendimiz’in Huzurunda:Medine’ye ayak basma şerefine eren her mü’min kulun ilk görevi ziyarettir. Ziyaretlerin en nezihi, ziyaretlerin en feyizlisi Sevgili Peygamberimiz’i ziyaret.. Tertemiz elbiseler giyip güzel kokular sürünüp salavat getirerek büyük bir edeb ve hürmetle yaklaşıp Nebîler Nebîsi’nin huzurunda durup salât ve selâm verme anı ne tatlı bir an.. Salât ü selâmı bizzat sahibine takdim etme lezzetinin yaşandığı an.. es-Salâtü ve’s-Selâmü Aleyke yâ Rasûlallah!..es-Salâtü ve’s-Selâmü Aleyke yâ HabiballahSalât ve selâm olsun sana ey Allah’ın Rasûlü!.Salât ve selâm olsun sana ey Allah’ın Sevgilisi!.Daha sonra sağ tarafa doğru birkaç adım atarak en değerli iki sahabî Hz. Ebubekir (r.a) ve Hz. Ömer (r.a)’e verilen selâm.. Ya Rabbi!.. Tekrar tekrar nasib eyle… Salât ve selâmımızı kabul et.. Efendimiz (s.a.v)’e ve iki sahabîsine selâm, hürmet ve muhabbetlerimizi sen ilet.. Şefaatlerini nasib eyle.. Allahım!..

 

 

Ravza-i Mutahhera : Cennet BahçesiMedine-i Münevvere’de Mescid-i Nebevî’nin en güzel köşesi Yeşil Kubbe ile Minber arasıdır. Sevgili Peygamberimiz’in imamette bulunduğu mihrab buradadır. Ashab-ı Kiramın O’nun ardında saf bağladığı yer burasıdır. Ravza adı verilen, sevinç göz yaşlarıyla namaz kılınan, duaların ve niyazların kabulü ümid edilen bu değerli makam, Medine’de Mescid-i Nebevî’nin ön tarafında, en izdihamlı ama en bereketli ve en feyizli makamdır. Burası Cennet bahçesidir: “Evimle minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir”.[8]

 

 

SuffeMedine denilince; İslam tarihinde müstesna bir yere sahip olan, o gün üzeri hurma dallarıyla örtülü, zemini toprak olan İslam Tarihinin ilk yatılı okulu diye nitelenen, Mescid-i Nebevî’ye bitişik “Suffe” canlanır gözümüzün önünde.. Ebu Hureyre’ler.. Ebu Said el-Hudrîler ve nice değerli şahsiyetin yetiştiği o nezih medrese.. Bugün Yeşil Kubbenin hemen arkasında bulunan, Babu’n-Nisa’dan girilince sol tarafta yeralan yerden 20 cm yüksekliğindeki yer..Allah Rasûlü’nün has talebelerinin ders aldığı yer.. Aralarından nice davetçi, tebliğci, elçi, yönetici, ilim ve irşad erbabı, Kur’an muallimi, imam, hatip ve zekât memurlarının mezun olduğu ihtisas okulu… Suffe, İslâmî eğitimin sevgi ve saygı üzerine kurulu ilk örnek okuludur. Suffe, Eğitimci olarak gönderilen Peygamberimiz’in eğitime verdiği değerin ifadesidir. Suffe, imkânsızlıklara rağmen kendini ilme adayan zeki, çalışkan, bekâr genç davetçilerin beşiğidir.

 

 

Mescid-i Nebevî’de NamazAllah Rasûlü’nün huzurunda, O’nun mescidinde kılınan namazın ecri elbette farklı olacaktır. Medine’de Mescidi Nebevî’de kılınan namaz, gönül huzuru, gönül ürpertisi (huşû), sükûnet ve ta’dil-i erkân açısından başka mescidlerde kılınan namazdan farklı olduğu gibi, burada kılınan bir rekat namaz, diğer mescidlerde kılınan “bin rekat” namaz sevabı kazandırmaktadır. Mescid-i Nebevî’de kılınan bir vakit namaz, diğer herhangi bir mescidde kılınan bin vakit namaza eşittir:“Benim bu mescidimde –Mescid-i Nebevî’de- kılınan namaz, bunun dışındaki mescidlerde kılınan bin namaz gibidir. Mescid-i Haram bundan müstesnadır.[9]Her köşesi huzur, her karışı bereket, her karesi feyiz kokan Medine’deki her mescid mutlaka önemli bir tarihi olaya şahitlik etmiştir. Ama Medine denilince şu unutulmaz birkaç mekân, mutlaka hatırlanmalıdır:

 

 

 

1. Uhud Dağı:Uhud savaşı gibi İslam tarihinin önemli bir savaşının eteklerinde yaşandığı, bağrında Hz. Hamza, Mus’ab b. Umeyr, Abdullah b. Cahş (radıyallahu anhüm) gibi yetmiş mümtaz şehidi barındıran Uhud dağı, Medine’nin doğusunda yer alan kızıl renkli mübarek dağdır. “Bu dağ bizi seviyor biz de onu seviyoruz”,[10] şeklindeki nebevî ifade ile Peygamberimiz (s.a.v)’i seven, Peygamberimiz (s.a.v) tarafından sevilen ve dolayısıyla sevilmesi emredilen bu şirin dağı sevmek de O’na olan sevgimizin gereğidir.Uhud dağı hadis şeriflerde çeşitli vesilelerle zikredilmektedir. Meselâ: Din kardeşinin cenaze namazında bulunan kimseye bir kırat sevab verileceği bildirilmiş, sevab ölçüsü olarak zikredilen kırat, Uhud Dağı ile açıklanmıştır.

 

 

 

2. Mescidü’l-Kıbleteyn (İki Kıbleli Mescid)Medine-i Münevvere’de bir başka mübarek makam Kıbleteyn Mescididir. Önceleri Mescid-i Aksa’ya doğru namaz kılan Efendimiz (s.a.v), namazda Mescid-i Haram’a dönmeyi çok arzulayan Peygamberimiz (s.a.v), bu mescidde öğle namazı kılarken ikinci rekatta oturduğunda nazil olan “Yüzünü Mescid-i Haram tarafına doğru çevir”,[11] âyeti sebebiyle ilk iki rekatı kuzeye Mescid-i Aksa’ya doğru kılmış, son iki rekatı güneye Mescid-i Haram’a doğru kılmıştı. Dolayısıyla bu mescid, İslam tarihine İki Kıbleli Mescid (Mescidü’l-Kıbleteyn) adıyla geçmiştir. Namazda inen bu âyet-i kerimeyi anında uygulayan Efendimiz (s.a.v), bu haliyle Kur’anı uygulama noktasındaki hassasiyeti ile örnek bir tavır sergilemiş, ashabı da namazda iken itirazsız O’na aynen uyarak aynı hassasiyeti göstermişlerdir. Kıbleteyn Mescidi, Allah’ın emrine uymada hassasiyetin sembolü olarak tarihe geçmiştir.

 

 

 

3. Kuba Mescidiİslâm’la yeni şereflenen bir beldede ilk icraat, mescid inşası olmalıdır. Mescid; gönüllerin iman, ubudiyet, ilim ve muhabbetle inşası için en gerekli müessesedir. Hicret esnasında Mekke’den Medine’ye girişte şirin bir kasaba olan Kuba’ya ayak basan Efendimiz (s.a.v), ilk icraat olarak Kuba Mescidini inşa etmiştir. Medine-i Münevvere’ye hicret esnasında inşa edilen, Kur’an ifadesiyle “Takva üzerine kurulan bir Mescid”[12] olan Kuba Mescidi, Efendimiz’in genellikle cumartesi günleri ziyaret ettiği bir mesciddir. Kuba halkı maddî ve manevî temizliğe riayet etmeleriyle ilâhî takdire layık olmuşlardır.[13]Medine döneminin ilk mescidi olan Kuba Mescidi’ni ziyaret edip orada namaz kılmak, bir umre sevabı kazandırmaktadır: “Kim evinde güzelce abdest alır, Kuba’ya gelir ve orada namaz kılarsa; sanki bir umre ecri gibi ecir kazanır.”[14]

 

 

 

Medine ÂdabıEngin hoşgörü ve eşsiz nezahet âbidesi Rasûlullah (s.a.v)’ın Medine’sine ayak basarak Allah Rasûlü'nün komşusu olma şerefine eren kişi; orada bulunduğu sürece O’nun huzurunda olduğunun şuurunu yaşayacak, O’nun nezih sünnetini, O’nun müstesna edebini yaşamaya çalışacak, dili daima salât ü selâmla ıslak olacak, O’nu daima yanı başında hissedecektir. Medine’de Allah Rasûlü’nün misafiri olan müslüman, Ensarın teslimiyetini düşünecek, kendisine Ensarın bağlılığını örnek alacak, Ensarın ikram severlik anlayışını rehber edinecektir. Medine’de Allah Rasûlü’nün Sünnetine daha sıkı bağlanma noktasında söz verecektir. Medine’de dine aykırı bid’at ve hurafeler icad edenlerin ya da böylelerine yardımcı olanların Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetine uğrayacağını bilecektir.[15]Medine mücaviri, Medine’nin soğuğuna, sıcağına, açlığına, susuzluğuna, kıtlığına, sıkıntısına sabredecektir. Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Kim Medine’nin kıtlığına ve sıkıntısına sabrederse; ben kıyamet günü onun için şefaatçi ya da şahid olurum”.[16]Namazlarını Mescid-i Nebevîde kılmaya itina eden, orada hatimler indiren, bol bol sadaka ve ikramda bulunan, Allah Rasûlü’ne daha yakın olabilmek için salavat-ı şerifeye daha fazla özen gösteren, O’nun sünnetini baş tacı etme ve yaşama konusunda daha hassas davranan Medine misafirlerine ne mutlu!..* * *

Dr. Halil İbrahim KUTLAY


[1] Yeni Dünya Dergisi, sayı 159, Ocak 2007, İstanbul

[2] Buharî: Fezâilü’l-Medine 6; Müslim: İman 232; Tirmizî: İman 13; İbn Mace: Menasik: 104.
[3] Buharî: Fezâilü’l-Medine 10; Müslim: Hacc 466.

[4] Buharî: Fezâilü’l-Medine 3.

[5] Buharî: Fezâilü’l-Medine 9.

[6] Buharî: Fezâilü’l-Medine 7.

[7] Buharî: Fezâilü’l-Medine 6;Müslim: İman 232; Tirmizî: İman 13; İbn Mace: Menasik: 104.

[8] Buharî: Fezâilü’l-Medine: 12;Tirmizî: Menakıb 67; Nesaî: Mesacid 7; Malik, Muvatta: Kıble 10.

[9] Nesaî: Mesacid 4; İbn Mace: İkame 195; Darimî: Salât 131.

[10] Buharî: İ’tisam 16;Müslim: Fezâil 10; İbn Mace: Menasik 104; Malik, Muvatta: Medine 10
[11] Bakara: 144
[12] Tevbe: 108
[13] Tevbe: 108
[14] Nesaî: Mesacid 9, İbn Mace: İkame 197; Hakim, Müstedrek: 3/12; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 3/87.

[15] Buharî: Fezâilü’l-Medine: 1.

[16] Müslim: Hac 459; Tirmizî: Menakıb 67; Malik, Muvatta: Medine 3.


Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Şubat 2009 23:02