|
özlem tarafından yazıldı
|
|
Çarşamba, 22 Haziran 2011 21:05 |
HZ.ALI'NIN agabeyi Cafer b. Ebu Talib'in oglu Abdullah, sicak bir gunde, bir kabilenin hurmaligina inmisti. Abdullah burada dinlenirken, hurmalikta calisan koleye, yemek vakti uc parca ekmek geldigini gordu. Kole ekmeklerden birini agzina göturmek uzereydi ki, birden yanına acligi her halinden belli bir kopek geldi . Köle elindeki ekmegi köpegin onune atti. Köpek ekmegi derhal yedi. Köle ekmegin ikinci parcasini da atti. Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü. Köle bunun üzerine ucuncu parcayi da köpege verdi. Kalkip, yeniden isine donmek uzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklasip sordu: "Ey köle, bügunki yiyecegin ne kadardi?" Kole sIkilarak cevap verdi: "Iste bu 3 parca ekmek." "O halde neden kendine hic ayirmadin?" "Baktim ki, hayvan cok ac. O halde birakmak istemedim." "Peki sen ne yiyeceksin simdi?" "Yiyecek bir şeyim yok oruc tutacagim." Bunun üzerine, Abdullah b. Cafer, köleden sahibini, evinin nerede oldugunu.. sordu. Sonra da gidip adamdan bu hurmaligi icindeki köleyle birlikte satin aldi. Sonra döndü, köleye bu tarlayi ve onu sahibinden satin aldigini söyledi ve ekledi: "Seni azad ediyorum. Bu hurmaligi da sana hediye ediyorum." Cömertligiyle meshur Abdullah b. Caferi övdüklerinde, ona şöyle dediler.
"Ama o köpege topu topu 3 parca ekmek vermis; sense ona koskoca bir hurmaligi ve hürriyetini vermissin" dediklerinde, su karsiligi verdi: "O elindeki herseyi verdi; ben ise elimdekinin bir kismini..."
|